Ana Sayfa
Özgeçmiş

‘Deniz Endüstrisi’ ve ‘Kabotaj Kanunu’

Allah selâmet versin.

Amaç

Denizcilik ve Kabotaj Bayramı diye bilinen 1 Temmuz günü, birçok insan türlü ortamlarda ‘kabotaj’ konusuna mutlaka değinir, kendilerini bugünle ilgili bir şeyler söylemek zorunda hissederler. Güçlü nedenlerinden biri, bugünün ülkenin banisinin emaneti olması iken diğeri ‘kabotaj’ sözcüğü ile sömürü düzenini oturtan ‘kapitülasyonlar’ arasındaki bağın yüzyıl sonra bile toplumun ortak belleğinde kalan olumsuz etkisinin izidir.

Bizim vurgulamak istediğimiz, genel bir yanlışa 1 Temmuz’da da düşülmesidir. Yanlış, toplumun, kendini ileriye taşıyan bir adımın atıldığı yerde beklemesi, ileriye doğru bir adım daha atmaması olarak özetlenebilir. Bu, bilimden uzaklaşan bütün toplumların yakalanacakları genel hastalıktır.

Bu yazının amacı, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın Türk Deniz Endüstrisi ile ilişkisini gün yüzüne çıkarmaktır. Bunu yapabilirsek, kuruluştan yaklaşık altı yıl sonraya denk gelen, o güne ulaşmak için hadsiz emek harcanan, destansı bir mücadelenin sonunda ulaşılan, ‘tam bağımsızlık’ için bir tuğla olan bin dokuz yüz yirmi altı yılının temmuz ayının birinci günü yasalaşan ‘kabotaj’ kavramını bugüne taşır, geleceğe taşınmasına da vesile oluruz.

Her kim olurlarsa olsunlar, her tür vasıtayı kullanarak 1 Temmuz’u unutturmayanlara minnet duyarız. Ancak, ‘kabotaj’ sözcüğü bağımsızlıkla doğrudan ilintilidir. Bu sözcüğü bağımsızlık mücadelesinden ayrı, tarihi bağlamından kopartarak, lafügüzaf cümleler içinde iş olsun mukabili kullanmanın uygun olmayacağını da söylemeliyiz.

Umarız bugünün ‘bayram’ olarak nitelendirilmesi bir temenniden ileri gider, gerçekleşir.

https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/17284.pdf

https://mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2429&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5

(Erişim: 202507040920)

Ön koşul

Yazının anlaşılırlığının sorumluluğu yazara aittir; yalnız, konu, ülke ekonomisini kökten etkileyecek büyüklükte olduğu halde hiç de öyle olmamasına rağmen özelmiş gibi duruyor ve belirgin bir çevrenin ilgi alanında kalıyorsa yazar, kendine göre uygun olduğunu düşündüğü, aşağıdaki tanımlardaki gibi birkaç bilgiyi vererek okuyucunun yardımına başvurur.

Tanımlar

‘Kabotaj’ ne demektir?

1 Temmuz günü, Türk milletinin ikinci özgürlük savaşının başladığı gündür.

1 Temmuz, yalnız bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işini artık kendisinden başkasının yapmasına izin vermeyeceğinin duyurusu değil, denizin ve deniz endüstrisinin öneminin bin dokuz yüz yirmi altı yılının temmuz ayının birinci günü farkında olunduğunun da duyurusudur.

https://sozluk.gov.tr/

(Erişim: 202507040920)

Öte yandan ‘kabotaj’ sözcüğü, başka devletlere verilmiş ticarî imtiyazların tamamının simgesidir ve doğrudan deniz endüstrisi ile ilgilidir. Kabotaj kanunu ise Cumhuriyet öncesi yönetiminin geçmiş yıllar içinde gerek bağış gerekse zorla alma, verdiği imtiyazlardan hiç olmazsa denizcilikle ilgili olanlarının geri alındığının göstergesidir.

https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/359.pdf

https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/359T.pdf

(Erişim: 202507040920)

Özetle, bir temmuz bin dokuz yüz yirmi altıda iskele ve limanlar arasında gemi işletme olan , bugün deniz endüstrisinin tümünün bir bütün olarak ele alınması işidir.

Nedir ‘deniz endüstrisi’?

Bin dokuz yüz yirmi altı yılı Türk insanı ile bugünkü Türk insanı arasında, en azından denizcilik bağlamında en büyük farkın ‘denize bakış açısı veya denizciliğe yaklaşım’ olduğu kolayca söylenebilir.

O gün ülkenin iskele ve limanları arasında gemi işletme işini yasaya bağlayacak kadar önemseyen düşünce yapısına karşın bugün bazı insanlar için ‘deniz’, kenarında bir bankta oturup ufka bakarak dinlenmek, diğeri için ekmek parası kazandığı balıkçılık demektir. Birçok insan için ise ‘deniz’ ile ‘gemi’ sözcüğü eşanlamlıdır. Özetle, ‘deniz’ sözcüğünün insanın zihnindeki anlamı, o kişinin denizle ilintisine bağlıdır.

Dünya gemi taşımacılar odası ICS’nin deniz taşımacılığı olmasaydı, dünyanın yarısı yanarken diğer yarısı donardı cümlesi bunun için uygun bir örnektir.

https://www.ics-shipping.org/explaining/

(Erişim: 202506292013)

İlk okunduğunda mübalağalı bir reklam hissi uyandıran, fakat gerçeğin tespiti olan bu tümce, ‘deniz endüstrisi’ tamlamasının yalnız ‘taşımacılık’ olarak anlaşılması gibi bir yanlışlığa neden olur, düzeltilmesi gerekir.

Oysa ‘deniz endüstrisi’, her birinin küresel ekonomiye etkisi çok büyük birer endüstri olan aşağıdaki paydaşlardan oluşur:

(1) Tersaneciler

(2) Balıkçılar

(3) Taşımacılar

(4) Üreticiler

(5) Turizmciler

(6) Destek hizmeti sağlayıcıları

Kısaca, deniz endüstrisinin etki alanı, paydaşlarının çalışma alanlarıyla, diğer deyişle denizlerle sınırlı değildir.

Deniz endüstrisinin her bir paydaşı (a) düşünen ve fikir üreten denizci akıl, (b) endüstrideki her projeye mali destek veren denizci sermaye ve (c) her projeyi kas gücüyle destekleyen denizci emek tarafından işletilir.

‘Deniz’ nedir?

«Yeryuvarlağı üzerinde, on bin metre küp ve üzeri sıvı sığalı doğal ya da yapay, içi halen doğal deniz suyu veya doğal diğer su türleri ile dolu çukur veya bir saniyede elli metre küp ve üzeri sıvı akma sığalı doğal ya da yapay, içinde halen doğal deniz suyu veya doğal diğer su türleri akan oyuklara deniz denir.»

‘Gemi’ nedir?

«Denizde su yüzeyinden yukarıda fakat su ile kendisi arasındaki hava yastığı üzerinde veya su yüzeyinde ya da suya yarı batık veyahut derinliğine bağlı olmaksızın üzerini su kaplayacak biçimde tamamen batık; durağan veya gezici, konumunu veya konuşlandırıldığı yeri özel olarak kendisi için kullanılan bir teknikle koruyan; özel olarak inşa edilen ve özel bir yapıya sahip olup herhangi bir amaçla kullanılan herhangi bir araca gemi denir.»

‘Ticarî’ ve ‘askerî’ bahriye ne demektir?

Sosyalleştiği gün insan, kendisine zararı dokunacak etkenlere karşı bir savunma düzeni kurmuştur. Toplu yaşamı sürdürmenin gereğidir, her iş gibi savunma da ortak üstlenilmiştir.

Ayrılmış görünse de ‘askerî’ ve ‘sivil’ sorumluluklar her zaman aynı insandadır. Diğer deyişle topluluktaki her faaliyeti topluluğun her bir ferdi birlikte yürütür.

Bunun karşısında bir görüş de olabilir elbette; örneğin gerektiriyorsa bir silâhın sorumluluğu bir kişiye verilmiş olabilir. Bu, savunma sorumluluğunu toplumun üzerinden almaz. Ancak ‘deniz’, savunmanın özel olarak düzenlenmesi gereken bir alandır. Çünkü deniz, farklı bir yaşam alanıdır ve insanoğlunun denize eklemlenmesi çok yenidir.

Denizde yaşam, gemi ile sürdürülür.

İkilem buradadır, giderilmesi için iki tanım daha yapılmalıdır:

(1) Hem gemi tanımına uyan hem de ticâret için kullanılan araca ticarî gemi denir. Aynı milletin görece ‘sivil’ fertlerince kullanılır.

(2) Hem gemi tanımına uyan hem de askerî amaçla kullanılan araca askerî gemi denir. Aynı milletin görece ‘asker’ fertlerince silâh olarak kullanılır.

Metnin burasında ‘bağımsızlık’ sözcüğünü yeniden kullanacağız. Çünkü iç içe kavramlar üzerinden bağlar kurmak zorundayız. Gerçekleşme ihtimâlini, gerçekleştirmek için yapılması gerekenleri ve olup olmadığı tartışmalarını başka bir zamana bırakarak şu cümleyi kurabileceğimizde muhtemelen hemfikiriz:

«Gerçek bağımsızlık, ekonomik bağımsızlıktır.»

Yukarıdaki askerî gemi ve ticarî gemi tanımlarına bu tümce ışığında bakılması anlatımın anlaşılırlığını artırır:

«Fizikî olarak suda yüzme yasası dışında ortak herhangi bir yanı olmayan iki ‘aparat’, doğaldır, farklı bilgiyle donatılmış ve uzmanlaşmış farklı insanlar tarafından ve fakat aynı milletin fertleri tarafından kullanılmaktadır.»

Bugün küresel sorunlara baktığımızda ‘bağımsızlık’ ile ‘ekonomi’ arasındaki kopmaz bağı elle tutulur biçimde görürüz. O halde, irili ufaklı tüm sermaye hareketleri bu perspektiften incelenmelidir.

Deniz endüstrisi veya kara endüstrilerinden herhangi biri; her bir tüccar, en az üniformalı bir asker kadar bağımsızlık savaşçısıdır. Yeter ki bunun farkında olarak, ‘önce vatan’ diyerek ticâret yapsın.

Özetle, ‘askerî’ veya ‘ticarî’, tüm fertlerimizin Türk milletine karşı sorumlulukları eşittir. Bunu bu millete anlatmak tüm denizcilerin görevidir. Çünkü denizciler, toplumlarının öncüleridir.

Sonuç 1

Amacın hasıl olduğu kanaatine varabiliriz. Ancak bu şimdilik bir kanaattir. Emin olmak için engin denizler aşılacak, uzun yollar kat edilecektir. Bundan sonraki her 1 Temmuz günü her konuşan deniz endüstrisinin bir parçasından söz ederse amaca ulaşıldığını anlayacağız.

Sonuç 2

Bu yazının güzel ülkemizin içinden geçtiği bu sıkıntılı ve ufku belirsiz günlerde yazılması yadırganabilir. Bize de önce öyle geldi. Fakat konunun önemi de burada ortaya çıkıyor. İkinci özgürlük savaşımızı zamanında vermiş olsaydık bugünleri görmeyeceğimizi kolaylıkla söyleyebiliriz.

Yakup Korkmaz

Tuzla, İstanbul

202507110602

yakupkorkmaz.com © denizci