Ana Sayfa
Özgeçmiş

Dün Söylenenler Dünde Kaldı Cancağızım, Artık Yeni Şeyler Söylemek Lâzım

[1]

Allah selâmet versin.

“Nedense her önemli günde aklıma ‘mamahuhu’ sözcüğü düşer.”

Böyle bir yazı için neden bu kadar bekledim, bilmiyorum. Daha önce ‘birkaç yıl’ demişim ya kenarından köşesinde değindiğim yazıda, şimdi üzerinde kafa yorunca anlıyorum ki ben bu sıkıntıyı neredeyse on yıldır yaşıyorum:[2]

Milletin ‘önemli gün’ dediği günler yaklaşırken bir yerlere kaçmak istiyorum. 10 Kasım benim için Ulu Önder’i anma günü değil de kendimi sınava sokma günü sanki.

Ya bayramlar?

Ne dinî ne de millî, bayramlarım bayrama benzemiyor; milletin bayram ettiği günlerde beni hafakanlar basıyor. Çünkü kendimi habire konuşan ama sonuca bir türlü varamayan palavracının teki gibi hissediyorum. Arkadaşlarıma bunu başka sözlerle anlatmaya çalıştım ama gerçek duygularımın merkezine ‘palavracı’ sözcüğü oturmuştu.

İşte böyle bir konu, insanın kendini boş bir çuval gibi hissettiren ‘palavracı’ olmakla suçladığı bir yazı nasıl kaleme alınır ki. İşin gerçeği, yazıp yazmamakta da kararsızdım. Düpedüz kendimi aşağılıyormuşum gibi geldi. Önce kendimi ayırayım, ortaya bir şeyler söyleyeyim diye düşündüm; olmazdı, çünkü, ben de uzun yıllar o kervanla yol almıştım. Hâsılı, uzun bir zaman bu tereddütlerle geçti.

Bu 10 Kasım, baktım olmayacak, herkes yine kopyala yapıştır, geçen sene ne dediyse aynısını söylüyor.

Ben de aynı şeyi yaptım.

Geçen sene paylaştığım şiiri yine paylaştım. Aslında birçok kişinin okumadığını, şöyle bir bakıp geçtiğini bildiğim şiiri, yine öyle olacağını bile bile paylaştım. Duyarlı birkaç dostum dışında kimseden ses çıkmadı.[3]

Bir yandan da bu yazının zamanının geldiğini hissediyordum. Kaç kişi dokunmuştu bu konuya, bilmiyorum. Ama ben de yazmalıydım. Yazmalıydım da nereden başlayacaktım.

Önce, böyle günlerde yinelenen sözleri, yani ben de söylemişsem eğer palavralarımı bir araya getirip gözden geçirmek geldi aklıma. Eh, hepsini bir hamlede sıralayamazdım. Şimdi, marifetli bir yardımcı var artık; bunu benim yerime yapay zekâ ChatGPT’ye yaptırdım; kopyala yapıştır, hepsini aşağıya sıraladım. Başlıklar bana ait. Sınıflandırarak sordum, cevap verdi. Sloganları okuyarak zaman kaybetmeyin diyeceğim de ne kadar çürük su yaptığımızı anlamanız için bir göz atın derim.[4]

Atatürk için genel sloganlar:

Mustafa Kemal'in askerleriyiz! / Ne mutlu Türküm diyene! / Ya istiklâl ya ölüm! / Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! / Cumhuriyet'i biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz. / Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. / Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek! / Vatan bir bütündür, bölünemez!

CeHePe’nin Atatürk’le ilgili sloganları:

Altı Ok’un ışığında yürüyoruz! / Devrimcilikten ödün yok! / Cumhuriyetçilik, Laiklik, Devrimcilik; Atatürk’ün yolundayız! / Halk için, halkla birlikte! / Tam bağımsız Türkiye! / Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir! / Devletçilik halk için! / Laiklik demokrasinin teminatıdır! / Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet! / Atatürk yolunda, çağdaş Türkiye için! / Sosyal adalet, halkçılıkla gelir! / Cumhuriyet, aklın ve bilimin rehberliğindedir! / Bir adım ileri, asla geri değil!

10 Kasım’da söylenenler:

Sonsuzluğa uğurladık; gönlümüzde yaşıyor! / Atatürk, fikirlerinle sonsuza dek bizimlesin! / Unutmadık, unutturmayacağız! / Özlemle, saygıyla, minnetle… / Yolundayız, izindeyiz! / Mavi gözlü dev, seni arıyoruz! / 10 Kasım’lar yas değil, kararlılık günüdür. / Atatürk’ü anmak, ileriye bakmaktır! / Cumhuriyet seninle yükseldi; seninle yükselecek! / Saat dokuzu beş geçe, Türkiye Ata’sını anıyor!

Birkaç tane de denizcilerden:

Denizciler, Gazi Mustafa Kemal’in izinde mavi vatanı korumaya ant içmiştir. / Atatürk’ün emaneti olan denizlerde onun mirasını dalgalandırıyoruz. / Bir denizci için Atatürk, yalnızca bir lider değil, denizlerin ufkunu açan rehberdir. / Atatürk, 'Denizciliği Türk'ün büyük ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız' diyerek bize denizlerin önemini hatırlatmıştır. / Atatürk’ün açtığı yolda, denizlerde güçlü Türkiye için yelken açıyoruz. / Denizciler Atatürk’ün gösterdiği mavi ufuklara doğru ilerler. / Atatürk’ün denizciler için en büyük mirası, özgür, bağımsız ve güçlü bir mavi vatandır. / Rotamızı Mavi Gözlü Dev çizdi!

Ne kadar çok değil mi? Ne de güzel cümleler!

Denizcilerin sözlerindeki ‘mavi vatan’ tamlaması üzerinde biraz durmalı ya; belki onu başka bir yazıda ele alırım.

Bu kadar şairane sözü birisine atfen söyleyen milletin, o insanın hayatından hiç örnek almaması inanılır gibi değil.

Şimdi, başlığın altındaki “nedense her önemli günde aklıma ‘mamahuhu’ sözcüğü düşer” cümlesine döneyim.

Mamahuhu sözcüğünü çok kişi duymamıştır muhtemelen. Çin’de tersanenin elektrikçisi, biten bir işi taşerondan teslim alacaktı; o iş için kullanmıştı. Aslında bir deyim bu. Çin’de çok sık kullanılırmış. O arkadaşın anlattığına göre ortalama yetenekli bir ressam bir resim çizmiş; resim hem ata benziyormuş hem kaplana. Başka hikâyeler de varmış bulunla ilgili.[5]

Şimdi başlığa bir bakın; on üçüncü yüzyıl düşünürü Mevlânâ demek ister ki ‘geçmişte takılıp kalmayalım, yeniliklere doğru yelken açalım’. Kibarca yazmaya çalıştım. Anadolulu daha vurucu ve fakat bugün artık kaba kabûl edilen ‘sen hâlâ bıraktığım yerde …’ ile başlayan bir deyişle ifade eder bu durumu.

Galiba bu da büyük önderlerin çıkmazı.

Ne yaparlarsa yapsınlar, önderlik ettikleri toplumlar bir süre sonra hız kesmeye, yerinde saymaya, hatta bizde olduğu gibi geriye gitmeye başlıyorlar.

Bunu bile isteye yapmıyoruz elbette. Birileri bize bunun doğru olduğunu söylüyor, inanıyoruz. Oysa ortaya ne ata ne de kaplana benzeyen bir resim çıkmış, onunla övünüyoruz.

Böyle bir günde ne yazabilirim diye sordum. Yapay zekâ aşağıdaki cümleyi önerdi:

“Bugün, Atatürk’ü anmanın en güçlü yolu, onun arzuladığı çağdaş, üretken ve güçlü Türkiye için çalışmak ve onun 'en büyük eserim' dediği Cumhuriyet’i emekle, bilimin ışığında yüceltmektir.”

Ne güzel cümle değil mi?

Yukarıdaki sloganlardan tek bir farkı var: ‘Yol gösteriyor.’

Bunun altını doldurmak bize kalıyor. Sorsam, belki onu da söyleyecek, ama utandım, sormadım.

Zaten biliyoruz aslında yapılması gerekeni. İyi ki örneği var:

“Mustafa Kemal Atatürk ‘cumhuriyet’ fikrine ne zaman ulaştı ve onu benimsedi?”

Evvelden beri bunu ben meşrutiyetin ilk ilanına bağlarım. Yani aşağı yukarı kendisi doğmadan beş yıl önceki bir olayı bütün yönleriyle öğrenmiş, anlamış ve benimsemişti.

Millî mücadelenin fiili savaştan fikrî savaşa döndüğü yıllara bakın, Ulu Önder’in başlangıç yerini görürsünüz. İlk Anayasa’nın, Kânûn-ı Esâsî’nin rafa kaldırıldığı tarihtir bu.

Birinci Meşrutiyet ülkemiz ve milletimiz için çok önemli bir tarihtir. Ayrıntılarıyla birlikte aşağı yukarı iki sene gibi çok kısa bir süre olsa da uzun bir mücadelenin sonunda elde edilmiştir. Özetle, milletin ‘ben bir insanım’ dediği tarihtir.

Atatürk, yaklaşık kırk, kırk beş yıllık bir ara verilen bu rejimi daha üst seviyeye taşımıştır. Hep sorarlar Atatürk padişahlığı kaldırmasaydı ne olurdu diye. Yerinde saymak olurdu. Ülkeyi bin sekiz yüz yetmişin sonlarında tutmak olurdu.

Örnek bu; biz de Mustafa Kemal’in bıraktığı yerden alacağız.

Hep söylerle ya ‘gömleğin düğmelerini bir kez yanlış düğmelemeye başlarsanız düzeltmeniz mümkün değil’ diye. Bizim gömleğimizin ilk düğmesi ile iliğidir Atatürk’ün bıraktığı yer. Başlangıç tarihimiz, ülkenin Atatürk’ün yatağa düşmeden önceki durumudur. Aşağı yukarı otuz sekizin mayısına haziranına denk gelir. Ulu Önder’in bıraktığı yerden başlamalıyız. Yaptıklarını örnek alarak; belki günümüze uyarlayarak. Eğitimden ekonomiye; ne varsa O’nun bıraktığı yerden alıp yürümeliyiz.

Pruvanız netâ olsun!

Yakup Korkmaz

Tuzla - İstanbul

202411110830

Metin sonu bilgileri:

1Mevlâna Celâleddîn Rûmî'ye atfedilen 'dün söylenenler dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lâzım' deyişine Mevlânâ'nın eserlerinde bu şekliyle rastlanmaz. Ancak Mevlânâ'nın değişim, yenilenme ve sürekli gelişim hakkındaki görüşlerini yansıtır. Diğer yandan bu söz, geçmişte insanlığa önderlik etmiş tüm insanlara da mal edilebilir.

2https://www.yakupkorkmaz.com/202403281300.html (Erişim: 202411080730)

3https://tumder.org.tr/ (Erişim: 202411080730)

4Denizcedeki ‘çürük su yapmak’ deyimini karacaya ‘havanda su dövmek’ olarak çevirebiliriz.

5https://goeastmandarin.com/what-does-mamahuhu-mean-in-chinese/ (Erişim: 202411081100)

yakupkorkmaz.com © denizci’